Friday, November 24, 2023

Hediye Levent : Eylem ve Söylem Örtüşmeyince - 24 Kasım 2023

 

                Eylem ve Söylem Örtüşmeyince- Hediye Levent

                24 Kasım 2023


      Paylaş

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürüyor. Ölü sayısı 10 bini aşalı çok oldu. Hastaneler çalışmıyor, yüz binlerce ev harap durumda. Gazze’nin kuzeyinden güneyine göçenlerin durumu kuzeydekilerden daha iyi değil. Derme çatma çadırlarda yaşamaya çalışan on binlerce insan yiyecek, içme suyu, ilaç bulmaya çalışıyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülkenin ve uluslararası yardım kuruluşunun gönderdiği insani yardımlar ise Refah Sınır Kapısı’nda İsrail’in ikna edilmesini bekliyor. Bölgeden uzmanlar başlayan kış şartları ile birlikte Gazzelilerin durumlarının daha da ağırlaşacağını, insani durumun daha da kötüleşeceğini söylüyor.

Mevcut duruma göre Gazze’de hâlâ bir barış ihtimali ufukta görünmüyor. Barışın sağlanması bir tarafa İsrail saldırılarının aylarca devam edebileceği öngörülüyor. Eğer İsrail’in asker kaybı artarsa kara operasyonu askıya alınabilir ve İsrail hava saldırılarına ağırlık verebilir diyenler de var. Her halükarda İsrail Gazze’den HAMAS’ı tamamen çökertene kadar çıkmayacağını söylüyor. Ondan sonrası ise tam bir muamma. Gazze’nin yönetiminin bölge ülkelerinden oluşan bir yönetime devredilebileceğini söyleyen de var Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin yönetimine teslim edilebileceğini savunan da.

Bu senaryoların tersini de dile getirenlere rastlamak mümkün. Buna göre, HAMAS’ın tamamen çökertilmesinin çok uzun zaman alabileceği ve İsrail’in asker ve teçhizat kaybından kaynaklı baskıya dayanamayabileceği öne sürülüyor. Ayrıca, HAMAS’ın Mahmud Abbas’ın koltuğuna, Filistin yönetiminin yerine oynayabileceği; kısacası Filistinlilerin meşru temsilcisi iddiası ile ortaya çıkabileceği savunuluyor. Ancak savaşın ve İsrail saldırılarının şiddeti de savaşın süresi de belirsiz.

Senaryo çok, soru listesi uzun ama genel olarak Gazzeliler açısından durum, gidişat, beka belirsiz.

Peki Gazzelilere ne olacak? Bu sorunun da cevabı belirsiz hâlâ. Sıklıkla konuşulan senaryolara göre İsrail hâlâ Gazzelilerin Mısır’ın Sina Çölü’ne sürülmesi projesinde ısrarlı. Ayrıca 2 milyondan fazla Gazzelinin bölge ülkelerine dağıtılarak yerel nüfus içinde eritilmesi gibi senaryolar da konuşuluyor.

Diğer taraftan 1.5 ayı aşkın bir süredir İsrail’in hava saldırılarının ve karada çatışmaların sürdüğü Gazze’de tam anlamıyla insanlığın gözü önünde korkunç bir trajedi yaşanıyor. Gazze içinde yakıttan yiyeceğe, ilaçtan suya bütün temel ihtiyaçlar hızla tükenirken Gazze’ye geçişine izin verilen yardım kamyonları çoğunlukla kefen gibi öncelikli ihtiyaç olmayan malzemelerle dolu.

Bölge ülkelerinin, Gazze’ye en azından insani yardım gönderilmesi ve geçici bile olsa ateşkes sağlanması için çabaları sürüyor.

Yoğun diplomatik temaslarla yürütülen bu girişimler 4 günlük de olsa ateşkes sağlanması ve karşılıklı rehine takası ihtimali ile sonuç vermiş gibi görünüyor.

ABD tarafından açıklanan, İsrail ve Filistin taraflarınca doğrulanan geçici uzlaşmaya göre HAMAS elindeki rehinelerin 50’sini serbest bırakacak. Buna karşılık İsrail hapishanelerindeki 150 kadın ve çocuk özgürlüğüne kavuşacak. Katar tarafından da açıklama yapılan bu süreç çerçevesinde Gazze’ye yakıt dahil insani yardım ulaştırılması da öngörülüyor.

Sürecin mimarları ise Katar ve Mısır. Türkiye bu krizde ara bulucu olmak için yoğun mesai harcayan ülkeler arasındaydı. Aslında Türkiye’nin İsrail’in kuruluşundan bu yana devam eden ilişkileri sebebiyle İsrail’in devlet reflekslerini tanımasına imkan sağlayan çok değerli bir diplomatik tecrübesi var. Ayrıca Türkiye, geçmişte birçok kez İsrail-Filistin krizlerine ara buluculuk yaptı ya da kurulan diplomasi masalarında yer aldı. Bölge ülkelerinin sahip olmadığı bu tecrübeye ve birikime rağmen Türkiye son uzlaşmanın sağlandığı süreçte masada değildi.

Elbette bu durumda Türkiye’nin denge ve iki tarafa da açık kapı politikasını önceleyen yaklaşımını terk etmesi önemli bir rol oynuyor. Türkiye’den yapılan açıklamalarla birlikte Türkiye sadece HAMAS’a tam destek vermekle yetinmedi HAMAS’ı neredeyse Filistinlilerin meşru temsilcisi konumuna oturttu. Bu durum, dünyanın birçok ülkesinin terör listesinde olan HAMAS’a bakış açısıyla birlikte Türkiye’nin üstlenmek istediği ara buluculuk rolünü de zayıflattı.

İsrail karşıtı resmi söylemlerin aksine İsrail ile diplomatik ve ticari ilişkilerini sürdüren Türkiye’nin İsrail konusunda söylemleri ile eylemleri arasındaki makas açıldıkça açılıyor. Bu durum da sözünün ağırlığını, yaptırım gücünün etkisini sınırladıkça sınırlıyor açıkçası.

No comments:

Post a Comment