Trump’ın Şi’ye götürdüğü 17 yatırımcının serveti dudak uçuklatıyor

Trump, Şi’ye takdim ettiği 17 dev şirket sahibi ve yöneticisi üzerinden vereceği ekonomik tavizlerle siyasi taviz amaçlıyordu.Şirketlerinin toplam varlığı 25 trilyon dolar ile Çin’in 2025 milli gelirinden fazla olan şirket sahipleri ve yöneticileri “Büyük Halk Salonu” önünde aile fotoğrafı çektirdiler.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e takdim edip ticari işbirliği için adres gösterdiği 17 şirketin sahibi ve üst yöneticilerinin serveti dudak uçuklatıyor.
Katılan yatırımcıların toplam şahsi servetleri 1,2 trilyon dolar olarak tahmin ediliyor. Bu da ABD ekonomisinin yüzde 3,7’ye, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 1’ine denk geliyor.
Bu yatırımcıların şirketlerinin malvarlıkları ve kontrol ettikleri sermaye büyüklüklerine gelince, ölçek daha da büyüyor.
Trump’ın Şi’ye takdim ettiği 17 sermaye grubunun malvarlıkları ve kontrol ettikleri sermaye yaklaşık 25 trilyon dolar. Bu önemli çünkü bu miktar, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’in 20 milyar dolarlık 2025 milli gelirinden yüzde 25 daha fazla.
Trump böylelikle Şi’ye gövde gösterisi de yapmış oldu.
Bu 17 şirket, ABD ekonomisinin yüzde 77’si, dünya ekonomisinin ise yüzde 20’sine karşılık geliyor ve küresel boyuttaki tekelleşmenin vardığı aşamayı da gösteriyor.
İşte 17 Dev Şirket ve Yöneticileri
Trump’ın Çin heyetine “yalnızca bir numaralar” koşuluyla çağırdığı 17 isim ve ana şirketleri şöyle:
• Elon Musk – Tesla & SpaceX (Otomotive ve uzay)
• Jensen Huang – Nvidia (Yapay zekâ ve işlemciler)
• Tim Cook – Apple (Tüketici elektroniği ve tedarik zinciri)
• Larry Fink – BlackRock (Küresel yatırım ve yönetimi)
• Stephen Schwarzman – Blackstone (Gayrimenkul yatırımları ve fonlar)
• Cristiano Amon – Qualcomm (Mobil iletişim ve yarı iletkenler)
• Sanjay Mehrotra – Micron Technology (Bellek ve veri depolama)
• Jane Fraser – Citigroup (Küresel bankacılık)
• David Solomon – Goldman Sachs (Yatırım bankacılığı ve finans)
• Kelly Ortberg – Boeing (Havacılık ve savunma sanayi)
• Larry Culp – GE Aerospace (Havacılık motorları, savunma sanayii)
• Jim Anderson – Coherent (Lazer sistemleri ve teknoloji bileşenleri)
• Michael Miebach – Mastercard (Küresel dijital ödeme sistemi)
• Ryan McInerney – Visa (Küresel dijital ödeme sistemi)
• Dina Powell McCormick – Meta (Sosyal Medya ve dijital platformlar)
• Brian Sikes – Cargill (Küresel gıda üretim ve ticareti)
• Jacob Thaysen – Illumina (Genetik dizileme ve biyoteknoloj)
Dört Ana Sektör
Görülebileceği gibi Trump’ın yanında Çin’e götürdüğü 17 kişilik iş heyeti dört ana sektörün temsilcilerinden oluşuyor:
– Teknoloji,
– Finans,
– Havacılık,
– Tarım.
Bu çerçevede, örneğin;
– ABD, Huawei başta olmak üzere Çin şirketlerinin askerî amaçlarla yapay zekâ uygulamalarını engellemek istiyor. Çin ise ABD pazarında Nvidia, Apple, gibi şirketlerdeki Alibaba, Tencent gibi şirketlerinin konumlarını korumak istiyor.
– ABD, Visa ve Mastercard’ın Çin’de yaygınlaşmasının, BlackRock’un doğrudan fon satabilmesinin peşindeyken Çin sarsılan emlâk ve borsa piyasasına sıcak para girişini amaçlıyor.
– ABD, Çin’e Boeing satmak istiyor, Çin ise GE’den uçak motoru teknolojilerinde yedek parça ve kesintisiz bakım teminatı istiyor.
– Çin, nadir toprak elementleri kozunu kullanarak gıda güvenliğini artırmak isterken ABD de Çin’e daha çok soya fasulyesi ve mısır satmak istiyor.
Özetle Şi, duraksayan ekonomisini canlandırmak için sermaye ve teknoloji girdisi, Trump ise Kasım 2026’daki ara seçimleri öncesinde halka sunabileceği dev satış rakamları ve istihdam sözlerini hedefliyor.
İran ve Tayvan Sorunları
Trump’ın 17 dev şirket ve başındakileri heyetine katıp Şi’ye ekonomik tavizler verme yoluyla siyasi kazanımlar sağlama yolunu tercih ettiği anlaşılıyor.
Örneğin Trump, Çin’in İran üzerindeki etkisini kullanarak Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılıp askerden arındırılmasına ikna etmesini bekliyor. Çin ise bunun karşılığında yaptırımların hafifletilmesini istiyor.
Şi, Trump’tan Boeing alacağı sözü karşılığında ABD’nin Tayvan’a silah satışlarını azaltmasını sağlamak istiyor. Oysa Boeing ve GE dahil askeri savunma şirketleri buna karşı.
Dolayısıyla Trump’ın Çin ile Hürmüz Boğazı konusunda anlaştıklarını ilan etmesi, Tayvan konusunda Şi’nin “kırmızı çizgi” uyarısına hiç değinmemesi, siyasi konularda Trump’ın istediğini tam olarak alamadığını gösteriyor. Bu nedenle de pek inandırıcı bulunmadı.
17 dev adamın varlığı, petrol fiyatlarında ciddi bir düşüşe dahi neden olmadı.
Görüşmelerin en somut sonucu, iki ülke ekonomik ilişkilerinde denetim mekanizması işlevi görecek bir “Ticaret Kurulu” olabilir.
No comments:
Post a Comment