Tuesday, March 22, 2022

MİLLİ MÜCADELEDE BİR FRANSIZ GAZETECİ (Önder Özar'ın yeni ANA Kültür Sanat dergisinin Mart-Nisan sayısında yayınlanan yazısı)

 MİLLİ  MÜCADELEDE BİR FRANSIZ GAZETECİ

Ağustos- Eylul 1921 de 22 gün 22 gece süren Sakarya savaşının kazanılması, milli mücadelenin önemli bir dönüm noktası olmuş, bu askeri utku Sevr antlaşmasını Osmanlı hükumetine dayatan galip devletlerin politikalarını gözden geçirmelerine yol açmış, hem Türkiye hem de dünya tarihinin seyrini etkilemiştir. Sakarya savaşı sonrasında işgal güçleri arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkmış,  Yunan ordusunun Türkler karşısında başarılı olamayacağını gören Fransız ve İtalyan hükumetleri Ankara hükumeti ile temaslarını yoğunlaştırarak önemli adımlar atmışlardır.
Fransızlar, TBMM Hükümeti ile 20 Ekim 1921'de Ankara Antlaşması'nı imzalayıp TBMM’nin varlığını kabul ediyor, İtalyanlar Anadolu'da işgal ettikleri topraklardan tümüyle çekiliyor. Bu arada İngiltere’de de Yunanlılarla ilgili tereddütler görülmeye başlıyor.. Kısacası İtilaf Devletleri arasındaki birlik ve dayanışma büyük ölçüde sarsılıyor. Hatta İngilizler, Sakarya Zaferi sonrasında Malta'da esir olarak tuttukları Türkleri serbest bırakıyorlar.
Bu gelişmeler Avrupa kamuoyunun da dikkatini çekiyor, Fransa'dan,"Le Petit Parisien" gazetesi muhabiri Jean Schlicklin  Anadolu'daki ulusal direnişi yerinde izlemek üzere 1922 yılı Mart ayında Ankara'ya geliyor. Yeni Türkiye'nin doğuş sürecini yerinde gözlemlemek, milli mücadele kadrosunu tanımak, özellikle bu hareketin lideri Gazi Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek ayrıcalığına erişen ilk Fransız gazeteci olan Jean Schlicklin, "gördüğümü, anladığımı, duyduğumu ve öğrendiğimi yazdım" dediği bir kitap kaleme alıyor. "Angora, l'Aube de la Turquie Nouvelle" ( Angora, Yeni Türkiye'nin Doğuşu) adını verdiği bu kitabı "Ekselansları Gazi Mustafa Kemal Paşa"ya ithaf ediyor. Kitap Paris'te Berger-Levrault yayınevi tarafından basılıyor.
Kitaplığımdaki seçkin eserler arasında özel bir yeri olan "Angora" kitabını, 1982-84 yıllarında Prag Büyükelçiliğinde görevli olduğum dönemde bir sahafın tozlanmış rafları arasında buldum. Sararmaya başlamış sayfalarını çevirdikçe, duyduğum heyecanı aradan geçen otuz sekiz yıl sonra yeniden yaşamak çok özel bir duygu. Anadolu'daki milli mücadele henüz sona ermemiş, Başkumandanlık Savaşı kazanılmamış, Mudanya ateşkes anlaşması henüz imzalanmamış, Lozan Konferansı sonuçlanmamışken, bir Fransız gazeteci "Ankara'daki Büyük Millet Meclisi Hükumetini tanımak ve bu hükumetin Milletler Cemiyeti'nde yer almasına hazırlanmak gerektiğini" kesin ve somut biçimde ifade ediyor.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, Fransız gazeteciyi Çankaya'daki konutunda kabul ediyor ve kendisine Milli Mücadele'nin amacını ve politikasını anlatıyor. Kitabın bir bölümü (sayfa 205-211) Gazi Paşa'nın Birinci Dünya savaşı sonunda ortaya çıkan vahim tablonun analizine ayrılmış. İstanbul hükumetince imzalanan Mondros ateşkes anlaşması hükümlerinin (önerilerinin) Türkiye'nin bağımsızlığını ve varlığını mutlak olarak sona erdirmekten başka bir sonuç vermeyeceğini vurgulayan Gazi Paşa, müttefik güçlerin ülkemizin yok edilmesi planının uyugulanması için Yunan ordusunu kullandıklarını, aslında Yunan ordusunun kendiliğinden bağımsız olarak harekete geçmediğinin altını çiziyor. (Burada bir parantez açmanın yararlı olduğunu düşünüyorum. Lozan Barış Konferansında İngiliz delegesi Lord Curzon'un Türk heyet başkanı İsmet Paşa'ya hitaben " Siz İngiltere'yi değil, Yunan ordusunu yendiniz" diyerek tarihi gerçekleri saptırmaya çalıştığını, İsmet Paşa'nın da tıpkı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın aylar önce Ankara'da Jean Schlicklin'e söylediği gibi, "Yunanlıları bize saldırtan sizsiniz, biz asıl İngilizleri yendik" şeklinde yanıt verdiğini anımsatmak isterim.)
Jean Schlicklin'in kitabında, bugün Ermeni diasporası ve Erivan hükumetince "soykırım" iddialarına dayanak oluşturan 1915 tehcir olayı ile Yunan hükümetince "Pontus katliamı" olarak kamuoyuna yansıtılan Doğu Karadeniz kıyılarındaki Rum çetecilerin baskın ve cinayetleri konusuna da önemli yer verildiğini kaydetmek yerinde olacaktır. Jean Schlicklin'in kitabında "Ermeni Sorunu"na  on sayfa, Pontus sorununa ise 20 sayfa   ayrılmış. Yazar, her iki sorunun ortak paydası olarak, sorumluluğun Türk tarafına atfedilemeyeceği gerçeğinin altını çiziyor ve resmi belgelere yer veriyor.
Ermeni sorunu ile ilgili bölümün giriş paragrafı şöyle: " Tarihi açıdan tesbiti gereken bir nokta, Ermeni sorununun Türkiye tarafından yaratılmadığıdır. Bu sorun, Osmanlı İmparatorluğu'nun doğu  vilayetlerinde karışıklık çıkartmakta büyük menfaatı olan Rusya ve İngiltere'nin politikaları  gereği giriştikleri eylemlerden doğmuştur. Rusya için, örgütlenmiş bir Ermenistan Akdeniz'e inmek için bir ilk basamaktı. İngiltere ise, bir taşla iki kuş vurmak peşindeydi. Ermenistan, bir yandan Moskova'nın niyetlerine set çekmek açısından bir barikat oluşturabilir, diğer yandan Ermenistan nedenile ortaya çıkacak karışıklıklar Türklerin dikkatini Mısır'ın işgali sırasında başka yere çekebilirdi. "  
Ermeni sorunu ile ilgili önemli bilgiler arasında Boğos Nubar Paşa'nın 27 Ocak 1919'da Times muhabirine verdiği demeci kaydetmek yararlı olabilir. Birinci Dünya Savaşı galip devletleri liderlerinin katıldığı Paris Konferansında Ermeni heyeti başkanı olan Boğos Nubar Paşa, bu demecinde, "savaşın ilk günlerinden itibaren Ermenilerin İtilaf devletleri ordularının saflarına katıldıklarını, gerek Kafkasya'da gerek Mezopotamya ve Filistin'de onlarla birlikte savaştıklarını, Rus ordusunda savaşan Ermeni gönüllülerinin sayısının 150 bine yakın olduğunu" söylemiştir.
( Jean Schlicklin'in kitabında Ermeni sorununa ilişkin bölümün tarafımdan yapılan Türkçe çevirisi Dışişleri Bakanlığı Eğitim Merkezi'nin Ekim 1985 tarih ve 37 sayılı Dergisinde yayınlanmıştır.)
Yazarın, Pontus sorunu hakkındaki değerlendirmesi de kesindir: Ermeni sorununda olduğu gibi, Pontus'taki grek (rum) azınlıkların sorunu da Türk politikasının ürünü değildir.  Bu konuyu aydınlatmanın en iyi yönteminin İstanbul ( metinde Constantinople)'daki büyük devletlerin temsilcileri ile Ankara Hükumeti arasındaki diplomatik yazışmaları incelemek olduğunu ifade eden Jean Schlicklin, Türk Hükumetinin gerçekleri ortaya koymayı amaçlayan diplomatik belgelerin Batı kamuoyundan gizlendiğini, kendisinin Paris'te basın mensubu olarak yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını üzülerek belirtiyor. Kitapta, Pontus sorunu ile ilgili olarak altı adet fransızca kaleme alınmış diplomatik belge alıntılanmış. Bunlar, İstanbul'daki müttefik devletler temsilcilerinin Ankara'daki Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Bakanına 4 Eylul 1921 tarihli telgrafı, TBMM Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal (Tengirşenk) imzalı dokuz sayfadan oluşan 15 Eylul 1921 tarihli cevabi muhtıra, İstanbul'daki müttefik yüksek komiserlerinin 25 Ekim 1921 tarihli Notası, TBMM Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal'in 17 Kasım 1921 tarihli cevabi Notası, Istanbul'daki yüksek komiserlerin 21 Ocak 1922 tarihli Notası, TBMM Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal'in 8 Şubat 1922 tarihli cevabi Notası'ndan oluşuyor. Bu diplomatik yazışmaları kısmen okudum. Dikkatimi çeken hususlar arasında TBMM Hükumetinin diplomatik belgelerinde kullanılan fransızca dilinin üst düzeyde olmasıdır.
  
Söz konusu diplomatik belgelerin TBMM ve Türk Tarih Kurumu arşivlerinde bulunması gerekir. Ermeni ve Pontus iddiaları bugün dahi Erivan hükumetince, fanatik Ermeni çevrelerince, Yunan Hükumeti ve ilgili kuruluşlarca ısıtılıp ısıtılıp öne sürüldüğüne göre, ilgili kuruluşlarımızın ve araştırmacılarımızın bu belgelerden de yararlanabileceklerini /yararlandıklarını düşünüyorum.
Sonuç olarak, Türkiye'ye sempati besleyen Pierre Loti, Claude Farrere gibi ünlü Fransız  yazarların yanında "Angora" kitabı ile ezber bozan Fransız gazeteci-yazar Jean Schlicklin'in adının da anılması ve kitabının Türkçeye çevrilmesi içten dileğimdir.

No comments:

Post a Comment