Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi, gazetecilere izlenimlerini anlattı.

“Burada bir kilo pastırmaya bakıyorsunuz; minimum 2 bin lira. 3 bin 250 liraya kadar çıkıyor. Yani bir emekli evine bir kilo pastırma götüremez. Zaten pastırmacı vatandaşlar da diyorlar ki evet, vatandaş buradan geçen senelerde olduğu gibi alışveriş yapamıyor.

Şimdi gündemde ne var? NATO Zirvesi. NATO Zirvesi başarılı geçecek, şöyle geçecek... Ya NATO Zirvesi nasıl geçerse geçsin, burada sucuk fiyatı, pastırma fiyatı düşecek mi? NATO Zirvesi'nden sonra emeklilerimizin almış olduğu maaşlar veya alım gücü artacak mı? Enflasyon düşecek mi? Vatandaşı bu ilgilendiriyor. Vatandaş açlıkla sınanıyor. İşin özü bu.”

***

Peki ya butlan? Ümit Özdağ, bu soruyu şöyle cevaplandırdı:

“İktidar her geçen gün zayıflıyor. Seçmene ve kendisine güveni yitiriyor. Zayıfladığı ve güveni yitirdiği için de baskıcı önlemlerle muhalefeti baskı altına alıp konuşturmamaya çalışıyor, bölmeye çalışıyor.

Bakın bugünlerde birçok Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanı nereye geçiyor? Niye geçiyorlar? Söyleyeyim size; tutuklanmamak için geçiyorlar. Peki bunlar CHP'de kalırlarsa tutuklanacaklarsa, AK Parti'ye geçtiklerinde neden tutuklanmıyorlar? Davalardan beraat ediyorlar. Bu adalet mi?

Bakın, bu iktidarın yaptıkları iktidarın gücünü değil, güçsüzlüğünü gösteriyor. Ve bugün AK Parti içinde dört tane ayrı grup Erdoğan sonrasının hazırlığını yapıyor. Bunların kavgaları yaşanıyor. Güçlü bir iktidar, Türkiye'yi buhranından çıkartacak bir iktidar; AK Parti iktidarı veya AK Parti'nin içinde olduğu bir iktidar asla olamaz. Durum budur arkadaşlar.”

***

Orhan Veli’nin “Ne atom bombası, Ne Londra Konferansı, Bir elinde cımbız, Bir elinde ayna; Umurunda mı dünya...” şiirine nazire yaparak, “Ne atom bombası, Ne Ankara’daki NATO toplantısı, Varsa yoksa pastırma, sucuk fiyatı” diyecektim ama baktım ki Abdurrahman Dilipak, tam da bu konuyu ele almış:

“ASAL Araştırma, halk nazarında ‘Türkiye'nin en önemli sorunu nedir?’ diye soruşturmuş, sonuç felaket: Ekonomi ve hayat pahalılığı yüzde 60,4... Gerisini boş ver. 2. sırada ‘Adalet’ var yüzde 10, ‘Eğitim’ yüzde 5, Terör yüzde 2, Kürt sorunu yüzde 1... Siz ‘Türkiye barışı’, ‘Terörsüz Türkiye’ mi demiştiniz? Bunlara ‘Plan değil pilav lazım!’ Onların müşterisi yok. Aile mi derseniz, aile, ‘diğerleri’nin içinde gizli sanırım. Yani anlayacağınız ‘Ailenin adı yok’. ‘Aile nasıl kurtulur?’ diye soran da yok. Ahalinin hâline bakar mısınız: ‘Ne atom bombası, Ne Londra Konferansı; Bir elinde ayna, bir elinde cımbız, Umurunda mı dünya.’ Tabii Gazze, İran-ABD savaşı, Lübnan’ın işgali, AB’nin Türkiye raporu, NATO zirvesi, COVID skandalının patlaması meselesi milletin umurunda değil. Hani bir de hayat pahalılığı olmasa onun için her şey yoluna girecek. Ve tabii ‘geçim derdi’ne düşenlerin ‘seçim derdi’ de olmaz. Ona kim ekmek verirse oyunu ona vermeye hazır. Bunu verecekse nadir elementler onun için sorun değil.”

***

İktidar ise NATO toplantısına büyük önem veriyor. Etimesgut askeri havaalanını yeniden yapıp, sivilleştirdiler, atı kilometrelik protokol yolu yaptılar, Esenboğa yolunda ise gecekondu tipi evlerden yola bakanların ön cephelerini beyaza boyadılar. Birinciliği beyaz verdiler ama evlerin arkası simsiyah...Bu arada mahalle sakinleri, ücretsiz ön cephe boyasından memnun oldu da yanlarından geçen kokmuş derenin de temizlenmesini istedi. Yoksa NATO’ya ayıp olacak!

Ankara’da sıkıyönetim değil savaş hali ilan edilmiş gibi. 4 Temmuz’da Nihat Genç’i anma programı vardı. Onu bile iptal ettirdiler. Nihat Genç için toplanacak insanlar, NATO’ya karşıdır elbette ama bu bir anma programıydı...

***

Trump ise "Erdoğan 'gel' dedi, gidiyorum. Erdoğan'a saygımdan dolayı NATO'ya katılacağım, o olmasaydı belki zirveye gitmezdim. Erdoğan’a bir hediye verebilirim" dedi.

Trump’ın Erdoğan’a övgüleri sıklaştı. Trump, “İran savaşından uzak durduğu için” diyor ama, kokusu yakında ortaya çıkar...