Yayınlanma: 16 Ağustos 2026
O kitabı okuyunca Türkiye coğrafyasında 1920’den sonra çıkan olaylar, sorunlar, yabancı devletlerin Türkiye toprakları üzerindeki hain ve vahşi emelleri bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti!
Kitabı bana kadim dostum Türk Kalp Vakfı Onursal Başkanı Çetin Yıldırımakın yolladı.
Telefonda “Rahmi Bey, Prof. Dr. Berin Ergin’in yazdığı bir kitabı yolluyorum sana... Lütfen oku... Ben, bitirinceye kadar elimden bırakamadım” dedi.
Kitabın yazarı Prof. Dr. Berin Ergin’i tanımıyorum. Büyük bir emeğin ve uzun araştırmaların ürünü olan böyle değerli bir kitabı ülkemize armağan ettiği için onu kutluyorum.
★★★
Kitabın adı: “Türkiye Coğrafyasında Etnik Kimlikler ve 1920 Sonrasında Ortaya Çıkan Sorunlar” (Legal Yayıncılık).
Hem Osmanlı, hem Cumhuriyet dönemindeki sorunları, Kürt isyanlarını, Batılı devletlerin Türkiye üzerindeki vahşi emellerini ideolojik zeminden çıkartarak bilimsel bir değerlendirme alanına taşıyor.
Özellikle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu kitabı okumasını, hayranı olduğu Osmanlı’nın bu ülkeyi nasıl batırdığını anlamasını dilerim...
Türkiye ve Türk kavramları...
Türkiye’nin işgal edilmesi için yapılan planlar...
Yeni ve bir kısmı göz ardı edilmiş bilgiler ışığında bir değerlendirme yapmasını öneririm.
Ayrıca... Özgür Özel’in de bu önemli kitabı okumasında büyük fayda görüyorum. Okuyup yararlanır mı? O kendi bileceği iş tabii ki...
★★★
Kitap, tarihsel boyutta nelerin yaşandığını, etnik kimlikler üzerinden kışkırtma yöntemleriyle Türkiye’yi bölme ihtiraslarını, bu zihniyette olanların tehlikeli sularda yüzdüğünü anlatıyor.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye’ye neler kaldı?
Rumlar ve Ermeniler, Türk vatandaşı olmayı neden reddettiler?
Türkiye’deki çok sayıda isyan ve ayaklanmalar...
Tüm Türk ulusunun mahvolmak tehlikesiyle karşı karşıya kalışı...
Kürt milliyetçiliğinin tarihi ve kökenleri...
İngiltere’nin himayesinde bağımsız Kürdistan’ın kurulması için İngiliz propagandaları...
Türkiye’yi haince bölme projeleri...
“Türk” kelimesinin etnik ayrımcılık anlamına geldiği, bu nedenle “Türk” değil “Türkiyeli” denilmesi gerektiği iddiaları...
Rusya, İngiltere, Fransa ve İran destekli olarak gerçekleştirilmiş “Ağrı Ayaklanması” ile Türkiye Cumhuriyeti’ni devirme denemesi...
Türkiye’ye karşı Anadolu’da Kürt ve Ermeni ittifakı...
İşgalci devletlerin Türkiye’nin yeraltı ve yer üstü zenginliklerine göz koyup, Kürtleri ve Ermenileri isyana teşvik etmeleri...
Şeyh Sait İsyanı, Dersim İsyanı, Şeyh Eşref İsyanı.
Düzce, Yozgat, Zile ayaklanmaları...
Nasturi, Çerkez Ethem, Koçgiri, Pontus ayaklanmaları...
Şemdinli, Pervari, Güyan, Haco, Reşkotan, Raman, Ağrı isyanları...
Bu ayaklanmalar, yabancıların Türkiye’yi bölmek için ne kadar çok uğraştıklarını göstermesi bakımından önemlidir.
Türk düşmanlığı ile beslenen Nasturi ve Yezidi’lerin tahrik edilmeleri, Ermeni Taşnak ve Hınçak Komiteleri’nin hainlikleri, Türkiye’yi parçalamak için hazırlanan şeytanca planlar... Tüm bunlar 1920’lerden beri devam ediyor.
SONUÇ: Birliğimizi ve gücümüzü kaybettiğimiz an, yabancı devletlerin bizi bu coğrafyadan silme planları her zaman gündeme gelecek. Akıllı olalım!
TEBESSÜM
Zamane siyasetçisi...
Parti değiştiren bir siyasetçi, seçimlere hazırlanırken yapacağı konuşmayı evinde prova ediyormuş... Nutkunu gür sesiyle okuduktan sonra karısına sormuş:
“Konuşmamı nasıl buldun karıcığım?”
Kadın, kocasını kırmamak için nezaketen:
“Güzel galiba” demiş...
Adam ısrar etmiş:
“Peki, ne anladın?”
Kadın kocasının ısrarı karşısında doğruyu söylemeye karar verip sıkıla sıkıla “Valla” demiş “Senin coşup gürlemenden başka hiç bir şey anlamadım.”
Zamane siyasetçisi memnun bir tavırla:
“Öyleyse harika!” demiş “Tam istediğim gibi olmuş! Bizim seçmen böyle anlaşılmayanı sever!”
GÜNÜN SÖZÜ
Korkak siyasetçi zor zamanda siner, tehlike geçince kaplan kesilir!



No comments:
Post a Comment