NEFES gazetesi - 16 Ekim 2026
Bakü’yle krizi derinleştirmeyin!
30 yıl önce diplomasi muhabirliğine başladığım zamanlarda ilk öğrendiğim şeylerden biri Azerbaycan’ın Türkiye için özel bir ülke olduğuydu. Türkiye’de seçim kazanan her lider ilk yurtdışı ziyaretlerini KKTC’ye ve Azerbaycan’a yapar. Merhum liderler Haydar Aliyev ve Süleyman Demirel Türkiye-Azerbaycan ilişkileri için “bir milletin kurduğu iki devlet” tanımını yapardı. İki ülke ilişkileri de gerçekten hep bu yaklaşımla şekillendi. Türkiye, Karabağ işgali bitmeden Ermenistan’la diplomatik ilişki kurmadı. Azerbaycan, Rusya’nın bütün baskısına karşın, petrol ve doğalgaz boru hatları konusunda Türkiye’yle iş birliği yapmayı seçti. İki ülke halkları arasındaki yakınlığın ve diyaloğun büyüklüğünü anlatmama sanırım gerek yok.
Ne yazık ki son günlerde Türkiye ile Azerbaycan arasında büyük bir gerilim yaşanıyor.
Türkiye’de iktidar yanlılarının Azerbaycan’ı önce İsrail’le ilişkileri, şimdi de ortaöğretim okullarındaki başörtüsü yasağı nedeniyle eleştirmesi, gerilimi tırmandırdı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral sosyal medyada şöyle bir paylaşım yaptı:
“Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!
İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez!
Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz. Gençlerin geleceğine engel koymak değil, önlerini açmak gerekir.
Bu çağda böylesi bir anlayışa asla geçit........
No comments:
Post a Comment