Önce DEM yalanladı: “Bu metinlerde ekleme, çıkarmalar yapılmakta, bir kez daha şahsiyetlere ilişkin kimi ibarelerin yerleştirildiği görülmektedir. ‘Tutanak’ adı altında paylaşılan diğer bazı metinlerde de kamuoyunu yanıltmaya ve süreci provoke etmeye yönelik iddialar ortaya atılmaktadır. Bu girişimleri, Sayın Öcalan’ı ve önemli bir eşiğe ulaşan süreci doğrudan sabote etmeye dönük tehlikeli bir faaliyet olarak değerlendirdiğimizi ve bunun hiçbir şart altında kabul edilebilir olmadığını açıkça ifade ediyoruz. (23 Ağustos 2026)

Sonra Abdullah Öcalan, İmralı’dan el yazısıyla bir not yolladı: “Bu tarihi dönemde süreci akamete uğratmaya çalışan bazı çevrelerin girişimleri, bana karşı bir komplodur. Basına, sosyal medyaya yansıyan ve bana atfedilen ifade, görüşme, isim, belge, tutanaklar, atıflar gerçek dışıdır. Bu paylaşımlar süreç karşıtları tarafından geliştirilen provokatif hareketlerdir. (25 Ağustos 2026)”

Öcalan’ın açıklamasından dakikalar sonra da güvenlik kaynakları açıklama yaptı: “Sosyal medya mecralarında son dönemde gündeme gelen ve İmralı’da gerçekleştiği yönünde iddia olunan görüşme, tutanak, konular ve isimler gerçeği yansıtmamaktadır. Dezenformasyon içeren ve hayal mahsulü içerikler maksatlıdır. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme sürecinden rahatsızlık duyan mihraklar tarafından servis edildiği açıktır. Bunlar süreci sabote etmek isteyen girişimlerdir ve itibar edilmemelidir. Devlet ve millet sabotaj girişimlerine karşı daima tetiktedir.”

Üç açıklamadaki vurgu “sabotaj” ve “rahatsızlık duyan mihraklar” oldu. Ancak… Uzun zamandır Öcalan’a atfen “görüşme notları” ve “tutanaklar” yayımlandı ve net bir yalanlama gelmedi. Peki neden bugün bir yalanlama geldi? Aslında esas soru: Gerçeğini yayımlamak sürece hizmet etmez mi?

Şimdi gelelim toplumun “Çerçeve Yasa”yla ilgili kanaatine.

Dün AREA Araştırma’nın ağustos ayı anketinden “iç siyasete” dair çalışmasını sizlerle paylaşmıştım.

Soru şu: Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili TBMM’de 467 oyla geçen çerçeve yasa hakkındaki kanaatiniz nedir?

Ankete katılan 2 bin 27 kişiden yüzde 45.5’i “desteklemiyorum”, yüzde 42.7’si “destekliyorum” diyor. AKP yüzde 21.8, MHP yüzde 33.3’ü, CHP yüzde 57.7, İYİ Parti yüzde 83.8, YENİ Parti yüzde 66.3, DEM Parti yüzde 14.9 oranlarıyla “destek vermediğini” söylüyor.

Peki destekleyenler neden destekliyor, desteklemeyenler neden desteklemiyor?

Sürece destek vermeyenler ne diyor?

Çerçeve Yasa’ya destek nedenlerinden en başa yazılanı yüzde 30.2’yle “Terörün bitmesi, silahların bırakılması için” oldu.

Sonrasında sırayla yüzde 16.1 “Barış ve güven ortamının sağlanması için”, yüzde 15.9, “Destekliyorum, genel olarak doğru buluyorum”, yüzde 5.7 “Birlik, beraberlik, kardeşlik için”, yüzde 5 “Şehit verilmesin, insanlar ölmesin”, yüzde 4.7 “Ülkenin refahı ve huzuru için”, yüzde 4.6 “Akan kanın durması için/ analar ağlamasın”, yüzde 3.7’si “Devletin ve milletin (meclisin) aldığı bir karar olduğu için”, yüzde 2.6’sı “Demokrasi, hak ve özgürlükler için”, yüzde 1.8’i “Ülkenin geleceği, bekası ve menfaatleri için”, yüzde 1.6’sı “Kürt sorununun çözülmesi ve bitmesi için”, yüzde 1.1’i “Ülke ekonomisinin gelişimi için” diyor.

Yasaya destek vermeyenlerse en başa şunu yazmış: “Terörle müzakere edilmez.” Oran yüzde 21.4.

Daha sonra da sırasıyla;

Yüzde 12.2 “İnanmıyorum/ güvenmiyorum”, yüzde 10.6 “Genel olarak desteklemiyorum/ doğru bulmuyorum”, yüzde 8.2 “Şehit kanlarının hakkı var”, yüzde 8.2 “Abdullah Öcalan serbest bırakılamaz”, yüzde 4.4 “Siyasi amaçlı bir yasa”, yüzde 3.3 “Milliyetçi duruşa aykırı”, yüzde 2.8 “Vatana ihanettir”, yüzde 1.8 “Yanlış bir karar”, yüzde 1.7 “Ülkeye faydası olmaz zararı olur”, yüzde 1.3 “Ülke çıkarlarına ve üniter devlet yapısına aykırı”, yüzde 1 “Suçlular cezalarını çekmeli” cevabı veriliyor.

Sonuçlara baktığımızda toplum ikiye ayrılmış durumda. Burada kamuoyuna yansıyan ve yalanlanan tutanakların gerçeğinin ortaya çıkması, neden bir “müzakere” olduğunun iyi anlatılması ve “toplumsal rızanın “oluşması önemli. Sonuçta, tarihi bir süreç ve Türk halkının da tarihi sürece ortak edilmesi gerekiyor.

DEM’in Bahçeli’ye desteği yüzde 81.7

Bu arada ankette dikkatimi çekense, “MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye sürecini başından itibaren desteklemesini ve teşvik etmesini nasıl karşılıyorsunuz?” sorusuna verilen cevap. Yüzde 47.4 “olumlu”, yüzde 45.1 “olumsuz” diyor. Alt kırılımlara baktığımızda da DEM’in Bahçeli’ye desteği yüzde 81.7. Bu da Kürt seçmende Bahçeli’nin karşılığını gösteriyor.