Sunday, November 9, 2025

Sinan Meydan - Gençlere Atatürk reformları hakkında kısa bilgi notu- 9 Kasım 2025

 

Sinan Meydan rme



Sevgili gençler!
Atatürk her şeyden önce Çanakkale'den Kurtuluş Savaşı'na bu millet için bu vatan için mücadele etti. Trablusgarp'tan, Çanakkale'den Dumlupınar'a cepheden cepheye vatan savunması için koştu. Atatürk'ün örgütlediği ve başkomutan olarak bizzat yönettiği Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması sayesinde bugün bu topraklarda Türk milleti varlığını koruyor ve bağımsız bir Türk devleti var.
Çanakkale hariç, Atatürk Türk milletini iki kere kurtardı. Önce Kurtuluş Savaşı'nda vatanın emperyalist isgalden kurtuluşunu sağladı, sonra tam bagımsız, laik, çağdaş bir Türkiye Cumhuriyeti kurdu.
Bugün bu topraklardaki varlığımızı ve çağdaş hukukla yönetilen, kadınların insanlık onuruna yakışır haklara sahip, egemenliğin millete ait olduğu laik Türkiye Cumhuriyeti Devletini herkesten çok Atatürk'e borçluyuz.
Atatürk bu topraklarda Türk milletinin özgürlüğünü Türk vatanının bağımsızlığını sağlamıştır. Evet, bu topraklarda ezanlar hala okunmaya devam ediyorsa, bu Atatürk'ün örgütleyip zaferle noktalamasını sağladığı Türk Kurtuluş Savaşı sayesindedir. Atatürk'ün dini bakımdan inançlı veya inançsız olması, az veya çok inanması ve inanmaması bu gerçeği değiştirmez. Aklı başında her vicdan sahibi bu gerçeği kolayca görebilir.
Atatürk, Cumhuriyeti ilan ederken Anadolu'da yakılan yıkılan yüzlerce camiden onarılabilir durumda olanlar onarılıp ibadete açıldı. 1930'larda ve 40'larda da Atatürk ve İnönü imzalı Bakanlar Kurulu kararnameleri ile yüzlerce tarihi cami restore edildi.
Atatürk döneminde camiler açıktı.
Atatürk döneminde ezanlar, hiçbir zaman susturulmadı. Tam tersine 1932'den itibaren Türkçe okutuldu. Arapçayı kutsayan bizim cahiller Türkçe okunan ezanı ezandan saymadıkları için ezanlar susturuldu yalanıyla halkı aldatmaktan çekinmiyorlar. Atatürk döneminde isteyen ibadetini özgürce yaptı.
Dini bayramlar özgürce kutlandı. Tek parti dönemi basını taranacak olursa dini bayramların kutlandığı görülebilir.
Atatürk döneminde hac yasak değildi. Sadece salgın hastalıklar, bazı siyasi sorunlar nedeniyle devlet hac organizasyonu yapmıyordu. Ancak hacca gidenlerin sağlığı ve güvenliği ile devlet ilgileniyordu.
Atatürk döneminde, Atatürk'ün de isteği ve onayı ile TBMM Kuran'ı Türkçeye tefsir ve tercüme ettirdi. Elmalılı Hamdi Yazır'ın "Hak Dini Kur'an Dili" adlı 9 ciltlik Kuran tefsiri 1930'ların sonunda çıktı. Cumhuriyet sayesinde Türk insanı Kuran'ı anlayarak okuyabildi.
Atatürk, halkın din işleri ile ilgilenmesi için Diyanet İşleri Başkanlığını kurdu.
İmam ve Hatip yetiştirmek için çeşitli illerde 1924 yılından itibaren imam-hatip okulları açıldı.
Atatürk, adım adım inşa ettiği Laik cumhuriyette aklın, düşüncenin ve vicdanın özgürlüğüne büyük önem verdi. Laiklik, devletin çağdaş hukukla yönetilmesini öngörüyordu, bireylerin inanç özgürlüğüne saygı esastı. Laik Cumhuriyet'te din değil, dini kullanıp halkı isyan ve irticaya teşvik etmek yasaktı. Atatürk'ün kurduğu laik Cumhuriyet sayesinde kadın insanlık onuruna yaraşır haklara sahip oldu.
Şapka takmayan kimse idam edilmedi. Şapka takmamanın cezası idam değildi. Şapkaya karşı çıkan veya şapka takmayan kimse asılmadı. İskilpli Atıf, Kurtuluş Savaşı sırasındaki ihaneti ve şapkayı bahane edip halkı isyan ve irticaya teşvikten vatana ihanetten asıldı.
Harf devrimi bizi bir gecede cahil bırakıp Türklerin İslam dini ile bağını koparmak için yapılmadı. Eğer öyle bir amaç olsaydı Harf devrimi sonrası İslam'ın ana kaynağı Kuran yeni Türk harfleri ile Türkçeye çevrilmezdi. 1928'de Harf Devrimi olurken toplumun çoğunluğu Arap harfleriyle okuma yazma bilmiyordu.
Atatürk'ün tüm devrimleri akla, bilime, çağa, insanın doğasına uygun yeniliklerdir. Atatürk, örgütlenip yönettiği Kurtuluş Savaşı ve gerçekleştirdiği devrimleri ile tam bağımsız, yurttaşların eşit olduğu, egemenliğin ulusa ait olduğu, her yönüyle çağdaş bir Türk Devleti, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu.
Atatürk düşmanının asıl rahatsız olduğu işte bu tam bağımsız, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir.
(Sinan MEYDAN)

No comments:

Post a Comment