Friday, April 3, 2026

OKSIJEN gazetesi Sedat Ergin - 3 Nisan 2026 - Adana’da kurulacak NATO kolordusunun şifreleri

 OKSIJEN  gazetesi

Sedat  Ergin

3 Nisan  2026

Adana’da kurulacak NATO kolordusunun şifreleri

A+ Yazı Boyutunu BüyütA- Yazı Boyutunu Küçült

NATO’nun Adana’da yeni bir kolordu kuracağı haberi Türkiye’de büyük yankı uyandırdı, ancak bu aslında uzun süredir gündemde olan bir gelişmeydi. Bu kolordu, NATO’yu coğrafi olarak Orta Doğu’ya yakınlaştıracak ve Türkiye’nin çok eksenli NATO politikasına yeni bir katman ekleyecek. Her gün yeni bir gelişmeyle gündeme gelen bu karmaşık ilişkinin perde arkasını 10 soruda inceliyoruz



Bugünlerde NATO ile yatıyoruz, NATO ile kalkıyoruz. Gün geçmiyor ki kamuoyunda NATO’yu konu alan yeni bir tartışma alevlenmesin.

İran’ın Türkiye’ye ateşlediği balistik füzelerin NATO savunma unsurları tarafından havada imha edildiği açıklamaları artık rutin bir hale geldi. ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş bütün sıcaklığıyla sürerken, İncirlik Üssü’nün de bulunduğu Adana’da bir NATO Kolordusu karargahının kurulacağının açıklanması kamuoyunda ve siyaset çevrelerinde büyük bir dalgalanmaya yol açtı.

Tam bu sırada bazı NATO üyesi ülkelerin komutanlarının İstanbul Boğaz Komutanlığı’nı ziyaret ettiklerine ilişkin görüntüler, bu kez Karadeniz ve Montrö Sözleşmesi’ni de bu dalgalanmanın içine çekti; dalgalar daha da yükseldi.

Kısa bir zaman aralığında meydana gelen bütün bu sıcak gelişmeler sonuçta iç içe geçerek tam bir türbülans yarattı. Türkiye’de komplo teorilerinin yaygınlığı ve strateji uzmanlığı alanında yaşanan ‘enflasyon’ da bu tartışmalar üzerinde bir çarpan etkisi yaptı.

Sonuçta ortalığı tam bir toz bulutu kaplamış durumda.

Peki gerçekte olan ne?

Galiba ne olduğunu anlayabilmek için bu toz bulutunu biraz aralamak ve soru-yanıtlar yoluyla olguları ortaya koymak gerekiyor.

Adana’da NATO kolordusu

1- Önce kolordu meselesiyle başlayalım. Adana’da kurulacak olan NATO karargahının iç yüzü nedir?

Bilindiği gibi Adana’da, karargahı Malatya’da bulunan İkinci Ordu Komutanlığı’na bağlı olarak görev yapan 6. Kolordu Komutanlığı var. Ağırlıklı olarak Suriye sınırının Karkamış’a kadar uzanan batı bölgesinden sorumlu. Suriye’de İdlib ve Afrin harekat bölgelerinden sorumlu Müşterek Özel Görev Grup Karargahı (MÖGGK)da 6. Kolordu bünyesinde bulunuyor.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, “NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir NATO Kolordu Karargahı kurma niyeti 2024 yılında NATO’ya beyan edildi.” Bu NATO karargahının ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6. Kolordu Komutanlığı görevlendirildi ve milli çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapıldı.

Buna göre, karargah bir Türk general komutasında kurulacak. Bundan anlaşılan, 6. Kolordu Komutanı’nın aynı zamanda NATO Kolordusu’na da komuta edecek olması. Bir başka deyişle, Adana’daki Türk korgeneralin hem milli hem de NATO şapkası olacak.

NATO’nun 2022’de açıklanan stratejik konseptinin uzantısı

2- NATO kolordusunun kurulması düşüncesi nasıl ortaya çıktı?

Adana’da bu kolordunun kurulması 2022 yılında NATO’nun yeni Stratejik Konsepti’nin açıklanmasının bir uzantısı olarak beliriyor.

Türkiye’nin eski NATO daimi temsilcisi büyükelçi Fatih Ceylan’a göre, ittifak daha önce yaklaşık 10 yıllık aralarla 1991, 1999 ve 2010 yıllarında stratejik konseptlerini yenilemişti. Rusya’nın 2022 Şubat ayında Ukrayna’yı işgalinin ardından NATO’nun aynı yıl haziran ayında düzenlenen Madrid Zirvesi’nde ittifakın Rusya’yı “en önemli ve doğrudan tehdit” olarak tanımlayan yeni konsepti açıklandı. Yenisinde, kriz çıktıktan sonra takviye kuvvetleri göndermek şeklinde kurgulanan eski konsepti terk edildi. Yerine, “bölgesel planlama” yoluyla önceden hazırlıklı kuvvet yapısı ve ileri konuşlanma üzerinden saldırının daha baştan caydırılması yaklaşımı ön plana çıktı.

Bir yıl sonra temmuz ayında Vilnius’ta düzenlenen NATO zirvesinde yeni konseptin uygulaması ile ilgili esaslar karara bağlandı. Yayınlanan bildiride, “NATO’nun doğu kanadında mevcutlara ek olarak savaşa hazır kuvvetler oluşturma hedefi” vurgulandı.

Adana seçimi Ankara tarafından yapıldı. Bu konudaki niyet daha sonra NATO’ya iletildi ve 2023 başında 6. Kolordu Komutanlığı’nın yeni konseptteki esaslar çerçevesinde “çok uluslu bir yapıya” dönüştürülmesi hazırlıklarına başlandı. Bu karargahta muhtelif NATO ülkelerinden subaylar görev alacak. Kronolojik akış dikkate alındığında, projenin ABD/İsrail ile İran arasında patlak veren savaştan çok önce kararlaştırılmış olduğunu belirtmek gerekiyor.

Türkiye’deki en yüksek rütbeli NATO komutanı İzmir’deki ABD’li orgeneral

3- Türkiye’de bir NATO kolordusu yalnızca Adana’da mı olacak?

Hayır. İstanbul’daki 3. Kolordu Komutanlığı da benzer şekilde aynı zamanda NATO’ya tahsisli bir kolordu karargahıdır. Burada korgeneral rütbesindeki komutan (Rasim Yaldız) da hem milli hem de NATO olmak üzere çift şapkalı. Ancak iki NATO kolordusu arasında operasyonel düzeyde bazı farklılıklar olması muhtemel. İstanbul’daki NATO kolordusu ittifakın NATO’nun 2002 yılındaki Prag zirvesinde alınan NATO Mukabele Kuvveti (High Readiness Force) kararının bir uzantısı olarak 2002 yılında kurulmuştu.

Daha çok kriz anında verilen bir NATO görevine “Yüksek Hazırlık Seviyesinde” intikal etme misyonu ön plana çıkıyor. Adana’da tasarlanan yeni NATO karargahının ise daha çok bölgesel savunma planlamasından sorumlu yerleşik bir karargah niteliği taşıyacağı anlaşılıyor.

Ayrıca İzmir’de NATO’nun en üst düzey kara kuvvetleri karargahının bulunduğunu da Türkiye’deki NATO denklemine dahil etmemiz gerekiyor. NATO’nun bütün kara kuvvetlerinin planlama ve koordinasyonundan sorumlu merkezi konumunda olan Müttefik Kara Komutanlığı (LANDCOM) karargahı İzmir’de bulunuyor ve başında ABD’li orgeneral Christopher Donahue görev yapıyor.

Bu karargah aslında 2012 yılına kadar NATO Müttefik Kara Kuvvetleri Güneydoğu Avrupa Komutanlığı (LANDSOUTHEAST) adı altında görev yapıyordu ve başında bir Türk orgeneral bulunuyordu. Ancak NATO komuta yapısı reformu kapsamında statüsü köklü bir şekilde değişti. Bu karargahta en üst rütbeli Türk olan Muammer Alper, korgeneral rütbesiyle ABD’li komutanın kurmay başkanı olarak görev yapıyor.

4- Adana’da bir NATO karargahının olması ne anlama gelir? Hangi mesajları taşır?

Ankara’daki karar vericilerin yeni NATO kolordusu merkezi için coğrafi olarak Rusya’ya daha yakın bir kolordu komutanlığını tercih etmeleri, kuşkusuz kuzey tehdidini daha çok önceleyen bir bakışı yansıtırdı. Buna karşılık, Orta Doğu’ya çok yakın bir coğrafi konumdaki Adana’nın tercih edilmesi, farklı bir bakışın altını çiziyor.

Öncelikle Türkiye, bulunduğu bölgedeki çoklu tehdit ortamını NATO’nun ilgi ve görev alanına dahil etmektedir.

Her halükarda Adana’daki NATO karargahı, sıcak savaşların yaşandığı, dünyanın en önemli enerji havzalarından biri olan Orta Doğu’ya coğrafi olarak en yakın NATO merkezlerinden biri kimliğini kazanacaktır. Bir başka deyişle, NATO bu hamle ile Orta Doğu’ya yaklaşmış olacaktır. Benzer bir gözlem Doğu Akdeniz bağlamında da ileri sürülebilir.

Adana’daki yapılanma, Orta Doğu’dan kaynaklanabilecek muhtemel tehditler açısından NATO’ya ve Türkiye’ye ek bir caydırıcılık kapasitesi kazandıracaktır. Bu faktör, Türkiye ile İsrail arasındaki gerginliklerin giderek yükseldiği bir döneme denk gelmesi bakımından da dikkat çekicidir.

Aynı zamanda, Türkiye’nin NATO kimliğinin Arap ülkeleri ve Orta Doğu’da daha belirgin bir şekilde algılanmasını sağlayacaktır.

Bu arada karar vericilerin, Türkiye’nin maruz kaldığı bölge kaynaklı terör tehditlerini vurgulamak açısından da Adana’yı tercih ettikleri anlaşılıyor. Terörizmin bir tehdit olarak NATO’nun gündemine girmesi Türkiye’nin en önemli önceliklerinden biri olagelmiştir.

Bununla birlikte, yer seçiminin bir takım soruları davet ederek kamuoyunda tartışılması da kaçınılmazdır. Dolayısıyla, bu seçimin nedenleri konusunda kamuoyuna tatmin edici bir izahatın verilmesi gereklidir. Benzer şekilde karargahın görev tanımı ve sorumluluk alanının kamuoyuna net bir şekilde tarif edilmesinde de yarar vardır.

İran savaşı NATO’yu ortadan çatlattı

5- NATO, ABD/İsrail-İran savaşına müdahil mi?

NATO bir savunma örgütü olarak ABD-İsrail’in İran’a saldırısıyla patlak veren son savaşın tarafı olmadı. Buna karşılık Birleşik Krallık gibi bazı NATO ülkeleri askeri imkanlarını ABD’nin kullanımına isteksiz bir şekilde olsa da açıyor. Diğer cephede İspanya gibi savaşa katılan ABD uçaklarının hava sahasını kullanmasına izin vermeyen NATO ülkeleri de var. Türkiye de kendi topraklarını ve hava sahasını İran’a karşı kullandırtmayacağını açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump NATO ülkeleri ABD’nin yardımına gelmediği için çok kızgın. Yakın zamanda birçok vesileyle örgüt olarak NATO’ya ve NATO müttefiklerine kuvvetli eleştiriler yöneltti. Trump, son olarak 1 Nisan Çarşamba günü Daily Telegraph gazetesine demecinde, NATO’ya “Kağıttan Kaplan” benzetmesi yaparak, ABD’yi NATO’dan çekebileceği tehdidinde bulundu.

Trump’ın çıkışları İran’daki savaşın NATO içinde ABD ile Avrupalı üyeler arasında şimdiden büyük bir çatlağa yol açtığını gösteriyor. Bu durum önümüzdeki temmuz ayının başında Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesine şimdiden kritik bir görüntü kazandırıyor.

Beykoz’da “Deniz Unsur Komutanlığı” neden kuruldu?

6- İstanbul Beykoz’da kurulacak olan Deniz Unsur Komutanlığı üzerindeki tartışmalara nasıl yaklaşmak gerekiyor?

Rusya ile Ukrayna arasında uzlaşı belirmesi halinde, ilan edilecek ateşkesin gözetiminin nasıl yürütüleceği şimdiden planlama aşamasında olan bir konu. Bu planlama, Ukrayna için NATO üyesi olmayan Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Kore gibi ülkelerin de temsil edildiği, ağırlıklı Batılı ülkelerin yer aldığı 33 ülkeden oluşan Gönüllüler Koalisyonu kapsamında yürütülüyor. Bu, NATO dışında bir yapılanma. Bu çerçevede ateşkesin karadan ve denizden gözetimi konusunda bir dizi karar alındı.

Ateşkes halinde Karadeniz’in sorumluluğunu Türkiye şimdiden üstlenmiş bulunuyor. Bu, kamuoyuna da açıklanmış olan bir husus. Türkiye’nin liderliğinde oluşturulacak deniz gücüne başka hangi ülkelerin katılacağı henüz açıklık kazanmış değil. Ateşkesin ilan edilmesi, Türkiye’yi Karadeniz’de hem seyrüsefer serbestisini sağlamak hem de tehlike arz eden mayınların temizlenmesi gibi iki önemli görevle karşı karşıya getirecek.

Türkiye’nin üstleneceği liderlik görevi kapsamında İstanbul’da Deniz Unsur Komutanlığı kurulması planlanıyor. Geçenlerde Milli Savunma Bakanlığı’nın bir sosyal medya paylaşımında Gönüllüler Koalisyonu çerçevesindeki Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna Operasyonel Karargahı Komutanı Fransız Tümgeneral Jean Pierre Fague’nin İstanbul Beykoz’da kurulması planlanan bu komutanlığı ziyaretine ilişkin yayımlanan fotoğraf önemli bir tartışmayı tetikledi.

Türkiye NATO’yu Karadeniz’e sokmak istemiyor ama…

7- Bu neden hassasiyet yaratıyor?

Tartışmaların gerisindeki hassasiyet, Türkiye’nin Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden itibaren NATO’yu kurumsal olarak Karadeniz’in dışında tutma çabasından kaynaklanıyor. NATO’nun müdahil olmasının Karadeniz’de gerilimi daha da yükseltmesinden, ayrıca Montrö Sözleşmesi rejimi açısından sıkıntı yaratmasından endişe ediliyor. Türk makamları, her seferinde NATO’nun Karadeniz’in dışında kalmasını talep etmiş ve Karadeniz’in güvenliğinin bölgesel sahiplik çerçevesinde sahildar ülkeler tarafından sağlamasını savunmuştur.

Bu konudaki en kuvvetli mesajı Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu vermişti. Tatlıoğlu, 18 Kasım 2023 tarihinde yaptığı bir açıklamada şöyle demişti:

“Bildiğiniz gibi, NATO Karadeniz’de bazı tedbirler almaya çalışıyor. Ancak Karadeniz’de bu tedbirleri biz alacağımızı ifade edip, NATO’yu veya Amerika’yı Karadeniz’de istemediğimizi beyan ediyoruz. Amacımız şu: Montrö’ye uyulsun... Biz Türkiye olarak Karadeniz’de bütün güvenliği sağlarız. Karadeniz’i bir Orta Doğu’ya çevirmesinler...”

Aslında Türkiye’nin savaşta NATO’yu Karadeniz’e sokmama politikası bugün de devam ediyor. Türkiye’nin Deniz Unsur Komutanlığını üstlenmesinin gerisinde NATO’yu Karadeniz’in dışında tutma çabası var. Ancak NATO ülkelerinin askeri temsilcilerin İstanbul Boğaz Komutanlığı’nı ziyaretleri NATO’nun Karadeniz’e angaje olmaya başladığı izlenimini yarattı. Gelen komutanlar NATO dışı bir yapılanmayı da temsil etseler de, son tahlilde NATO üyesi ülkelerin subayları. Ayrıca, karargahlarının bir noktada NATO ile irtibatlanması bir ihtimal olarak gözden uzak tutulmamalı.

Romanya ve Bulgaristan ile Karadeniz’de mayın temizleme görevi

8- Karadeniz bağlamında sıkça gündeme gelen “Black Sea Görev Grubu” nedir?

Karadeniz’de mayın tehdidine karşı deniz güvenliğini sağlamak amacıyla bu denize kıyıdaş Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında üçlü bir görev grubu kurulurken, bu örgütlenme NATO mekanizmaları dışında tutuldu. Bu örgütlenme “MCM BLACK SEA Görev Grubu” olarak adlandırılıyor. Görev Grubu’nun merkezi de Mayın Filosu Komutanlığı’nın karargahının bulunduğu Erdek’te.

Montrö’nün dengelerine dikkat dikkat…

9- Montrö Sözleşmesi’nin hassas ayarları bu gelişmelerden etkilenir mi?

Kamuoyundaki tartışmalarda en çok hassasiyet yaratan başlıklardan biri, Karadeniz ile ilgili gelişmelerin Montrö Sözleşmesi’nin getirdiği rejimin aşınmasına yol açabileceği yolundaki kaygılardır. Burada özellikle üzerinde durulması gereken bir başlık, insansız hava ve insansız deniz sistemleri/ platformlarının durumudur.

Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan’ın Ankara Politikalar Merkezi’nin web sitesinde yayımlanan “Yeni ve sisli bir gündem” başlıklı yazısı bu konuda sağlam bir çerçeve çiziyor.

Ceylan, “Montrö rejiminin geleneksel platformları kapsadığını” belirterek, “Karadeniz’e sahildar ülkelerin insansız sistemleri geliştirmeyi ya da edinmeyi hedeflediklerine” dikkat çekiyor. Büyükelçi, ardından “Bunların takibinde Montrö rejimini sorgulatmayacak ve/veya tehlikeye sokmayacak bir çerçevenin tesis edilmesinde Türkiye’nin ön alması gerektiğini” vurguluyor.

“Türkiye ön alıcı bir rol üstlenmezse mevcut olan veya bulunduğu varsayılan boşluğu bugünkü ortamda başkaları doldurmaya yöneleceklerdir” uyarısını yapıyor Ceylan. Bununla birlikte, Türk resmi çevrelerinin Montrö rejiminin gevşetilmesine göz yummasını beklemediğini de kayda geçiriyor.

Her halükarda Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bu konuda çok dikkatli bir şekilde hareket etmesi gerektiği aşikardır.

ABD/İsrail-İran savaşı sürerken “TCG Anadolu” baltık kıyılarında

10- Son dönemde Türkiye’nin NATO ile ilişkilerinin genele seyri nasıl değerlendirilebilir?

Son yıllarda Türkiye’nin dış dünyayla ilişkilerinde oldukça istikrarlı şekilde seyreden bir alanın NATO ile ilişkiler ve NATO içinde icra edilen görevler olduğu söylenebilir. Bu çizgi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 30 Ocak tarihinde Gazete Oksijen’de yayımlanan kapsamlı mülakatında, “NATO, Türkiye’nin güvenlik politikasının temel sütunlarından biri olmaya devam etmektedir ve bu durum tartışmaya açık değildir” şeklindeki sözleriyle ifade edilmişti.

Türkiye’nin NATO çerçevesinde sergilediği en önemli görevlerden biri, geçen şubat ve mart aylarında SİHA konuşlandırma yetenekli amfibi çıkarma gemisi “TCG Anadolu”nun Baltık Denizi’ne giderek buradaki NATO tatbikatına katılmasıydı. Bu tatbikat sırasında Türkiye’den muharip ve destek unsurlarından oluşan iki bin kişilik bir amfibik kuvvet Almanya’ya intikal etmişti. Uluslararası kamuoyunun bütün dikkatlerini ABD-İsrail-İran savaşına çevirdiği bir sırada TSK’nın Avrupa’nın kuzeyinde Baltık Denizi’nde icra ettiği görevler NATO içinde kayda değer bir güç projeksiyonu kapasitesine işaret etmiştir.

Gelgelelim NATO ile ilişkilerdeki bu istikrarlı gidişat, konu Karadeniz ve Montrö rejimi olduğunda yerini belirgin bir mesafeye, özerk bir yönelişe bırakmaktadır.

No comments:

Post a Comment