Tuesday, September 1, 2026

Cumhuriyet gazetesi - Murat Ağırel - 01 Eylul 2026 - Melih Gökçek soruşturması : Tüm belgeleri verdim.

 Murat Ağırel

Melih Gökçek soruşturması: Tüm belgeleri verdim

01.09.2026 04:00
Güncellenme:

Image

Melih Gökçek ile ilgili önceki yazımı bitirirken “Gazetecilikte bazı sorular cevabından güçlüdür” diye yazmıştım.

Bugün bu cümle daha anlamlı hale geldi. Sorum çok basitti: 30 bin Avro ile başlayan bu milyonların kaynağı neresi?

Melih Gökçek cevap veremedi. Veremediği gibi şirket kurulduğunu ve gayrimenkul satın alındığını kabul etti. Üstelik bütün bunların Alman vatandaşlığı alınması için yapıldığını itiraf etti.

Almanya’ya gidip satın alınan binanın zilindeki “Gökçek” etiketine kadar Onlar TV’de gösterince bocaladı.

Özrü kabahatinden büyük oldu. Hepimiz biliyoruz ki Gökçek’in sosyal medyada Almanya’nın ne kadar kötü bir ülke olduğuna dair pek çok paylaşımı var.

“Almanya kötü, Türkiye cennet” edebiyatı yapan Gökçek ve ailesinin Alman vatandaşlığı peşinden koşması ne kadar trajikomik.

Ortada böylesine absürt ve cevaplanamayan sorular olunca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti ve Melih Gökçek hakkında resen soruşturma başlatıldı.

Ben de başsavcılık tarafından tanık sıfatıyla çağrıldım; Ankara’da ifademi vererek elimdeki tüm resmi bilgi ve belgeleri eksiksiz bir şekilde yargıya teslim ettim.

Soruşturmanın selameti açısından savcılıkta sorulanları ve anlattıklarımı şimdilik paylaşmasam da başsavcılığın tüm taleplerini yerine getirmenin sorumluluğunu taşıyorum.

Bugüne kadar anlatamadıklarımı da savcılığa anlattım. Hatta kamuoyuyla henüz paylaşmadığım belgeleri de savcılığa ilettim.

Şimdilik soruşturmanın çok daha fazla genişleyeceğini söyleyebilirim.

Üstelik başsavcılığın da tahminimden çok araştırma yapmış olmasına şaşırdığımı itiraf edeyim.

Günlerdir beni “iftira atmakla” ve “yalan söylemekle” suçlayan Melih Gökçek ve avanesi, belgeleri savcılığa sunacağımı anlayınca önceki akşam TV100’de Sinan Burhan’a yaptıkları açıklamalarda Onlar TV’de, Cumhuriyet gazetesinde anlattıklarımızı harfiyen doğrulamak zorunda kaldılar.

Velbert’teki 8.5 milyon Avroluk alışveriş merkezini de Lüksemburg’daki 180 milyon Avroluk AVM pazarlığını da Düsseldorf’taki milyonluk hamleleri de kabul ettiler.

Fakat Gökçek cephesi gerçeği bükmeye devam ediyor.

Melih Gökçek, Sinan Burhan’a yaptığı açıklamada, oğlu Ahmet Gökçek’in Alman vatandaşlığı alabilmek amacıyla Almanya’da şirket kurup yalnızca iki daire satın aldığını iddia etti.

Düsseldorf’taki bu daireler için de milyonlarca Avro ödendiğini doğruladı.

Ancak Gökçek yine yalan söylüyor. İki daire değil; tapu kayıtları oğlu ve gelininin kurduğu şirket üzerinden tüm apartmanı satın aldıklarını belgeliyor.

Elimdeki Amtsgericht Düsseldorf Grundbuch (tapu sicil) belgeleri bu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Düsseldorf Pempelfort 5210 numaralı tapu kütüğünde yer alan kayıtlar, Hohenzollernstraße 30 adresindeki mülkün ve arkasındaki ticari ağın boyutunu net bir şekilde ifşa ediyor.

30 bin Avro sermayeyle kurulan HAMAG GmbH ve aile bireylerinin kontrolündeki bu yapı, sıradan bir vatandaşlık yatırımının çok ötesinde, devasa bir gayrimenkul operasyonuna işaret ediyor.

Halkın çocuklarına yoksulluğu ve ekonomik krizi reva görenler; her fırsatta “yerli ve milli” söylevleriyle caka satanlar sıra kendi evlatlarının Avrupa’daki saltanatına ve milyonluk mülklerine gelince sınır tanımıyor.

Savcılık soruşturması çok yönlü olarak sürerken biz de gazetecilik sorumluluğumuz gereği bu para ve tapu zincirinin üzerine gitmeye devam edeceğiz.

Melih Gökçek’e ve avanesine açıkça soruyorum: Düsseldorf Pempelfort 5210 numaralı tapu kütüğünde tescilli olan o devasa binanın gerçek bedeli nedir?

Bu milyonlar hangi banka hesaplarından, hangi emeğin karşılığı elde edilen gelirle Avrupa’ya taşınmıştır?

Oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek hangi ticaretle bu paraları kazanmıştır?

Bir karşılığı varsa cevabı çok basit sorular.

Bugün yazımı çok uzatmayacağım.

İstiyorum ki gazetecilik kazansın.

İstiyorum ki asgari ücretliler, emekliler ay sonunu getirmek için kırk takla atarken onların üzerinden zengin olanlar hesap versin.

Ben dahil milyonlarca insan bu ülkenin ayakta kalması için kelle koltukta yaşıyorsa bizim üzerimizden geçinenler de hesap vermek zorunda.

Bu memleketin emeğini, Ankara’nın geleceğini yurtdışındaki lüks gayrimenkullere yatıranlardan hesap sorulana kadar bu dosya kapanmayacak. 

No comments:

Post a Comment