Thursday, August 27, 2026

T -24 -- Türkiye AİHM'nin Osman Kavala kararına uymazsa ne olur?

 T  -24

Türkiye AİHM'nin Osman Kavala kararına uymazsa ne olur?

7 sa. • 6 dk okuma


İş insanı Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) verdiği son karara uyulmayacağı yönünde açıklamalar gelirken, bunun olası sonuçları ile Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (AİHS) çekilip çekilmeyeceği tartışılıyor.


AİHM, 2017'den bu yana cezaevinde olan Osman Kavala'nın haklarının ihlal edildiğine hükmetti ve "en kısa sürede serbest bırakılması" yönünde karar verdi. Mahkeme Türkiye'yi tazminat ödemeye de mahkûm etti.


Adalet Bakanlığı yetkilileri basınla paylaştıkları bilgi notunda AİHM'in kararını "Türkiye'ye karşı takınılan yanlı yaklaşımın son örneği" diye niteledi.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise yaptığı sert açıklamayla ileri bir adım atarak, "Türkiye AİHS'ye taraf olma durumunu ve AİHM'ye bireysel başvuru imkânını gözden geçirmeye zorlanıyor" ifadelerini kullandı.


Expand article logo  Okumaya devam et


Uçum daha sonra yaptığı bir başka açıklamada ise AİHM kararlarına uyma yükümlülüğü getirdiği şeklinde yorumlanan Anayasa'nın 90. maddesinin ilgili bölümü için, "Türkiye yeni anayasasını yaptığında muhtemelen bu hüküm muhafaza edilecek hükümler arasında yer almayacaktır" dedi.


Ankara'dan gelen sert tepkiler sürecin nasıl işleyeceğinin ve Türkiye'nin bundan sonra atacağı adıma dair tartışmalara yol açtı.


T24


T-24  


AİHM kararının ardından Osman Kavala'dan ilk açıklama

AİHM kararının ardından Osman Kavala'dan ilk açıklama

© T24

2017'den bu yana Gezi davası sebebiyle cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire'nin hakkındaki ikinci kararının ardından açıklama yaptı.


Kavala'nın açıklamasının tamamı şöyle:


"AİHM’in benimle ilgili aldığı Büyük Daire kararı, mahkûmiyet sürecinin incelenmesini kapsıyor. Bu kararda da, bundan önceki iki AİHM kararında olduğu gibi, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağı vurgulandı. İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararında da suç işlediğime dair delil olmadığı gerçeği ortaya konulmuştu.


AİHM son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş oldu.


Yasalarca suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağı temel insan hakları ilkesidir. Bu hakkın korunması, kamuda bu ilkeye mutlak biçimde riayet edilmesinin sağlanması da hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğüdür.


AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir."

 









No comments:

Post a Comment