Thursday, January 1, 2026

EVRENSEL - İhsan Çaralan 1 Ocak 2026 00:25 - 2025 yılı 2026’ya üç önemli gündem devretti! - İhsan Çaralan

 EVRENSEL

İhsan Çaralan

1 Ocak 2026 00:25

2025 yılı 2026’ya üç önemli gündem devretti!

İhsan Çaralan


 caralan@evrensel.net



2025 yılının ilk günü bu köşede çıkan yazıda Trump’ın 20 Ocak’ta ikinci kez ABD’de başkanlık koltuğuna oturacağına dikkat çekilerek, 2025’in dünyanın “Düne göre bile daha güvensiz bir gezegen haline geldiği” söyleniyordu.


Nitekim Trump; başkanlık koltuğuna oturduktan sonra bugüne kadar hiçbir ABD başkanının cesaret edemediği biçimde Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması, Grönland’ın Danimarka’dan satın alınması, Panama Kanalı’nın yeniden ABD mülkiyetine geçirilmesi, Meksika Körfezi’nin adının ABD Körfezi olarak değiştirilmesi gibi amaçlarını yeniden yeniden yineledi.


Ekonomik bakımdan zaten zorluklar yaşayan Avrupalı emperyalistlere de vasal muamelesi yapan Trump, Ukrayna-Rusya savaşını bitirme planına ikna edemediği Avrupalı ülkelerin üzerine “Madem savaşmak istiyorsunuz parasını siz ödeyin” diyerek savaşın yükünü yıkan bir tutum aldı. Trump’ın “barış girişimleri” sonucunda bu savaşın ne zaman biteceği ise düne göre bile daha belirsiz hale geldi ve yılın son haftalarında savaşın Karadeniz’i de içine alıp genişleyeceğinin işaretleri çoğaldı.


Trump yönetimi NATO üyelerinin ittifaka katkılarını da bütçelerinin yüzde 2’sinden yüzde 5’ine çıkarttırdı. Rusya’ya yönelik ambargoya uymalarını ve enerji ihtiyacını Rusya’dan değil ABD’den yapmalarını isteyerek 2026’da Avrupa’yı zorlayacak dayatmalar yaptı.


2025’in aralık ayı başında Trump yönetimi, “önce Amerika odaklı” ABD ulusal güvenlik stratejisi belgesi yayımlayarak “Kuzey, Orta ve Güney Amerika’da ABD’nin hegemonyasının yeniden tesisini”, ”Askeri güç yoluyla barışı”, “Çin’le ekonomik merkezli bir mücadeleyi” öne çıkardı.


İsrail bölgedeki gelişmelere müdahalede etkin bir güç haline geldi!

Geride bıraktığımız 2025 yılı, İsrail’in Filistinlilere yönelik soykırıma vardırdığı katliam; Trump’ın İsrail’e verdiği açık çek sayesinde en kanlı dönemini yaşamakla kalmadı, bölgeye müdahale, ABD ve İsrail savaş uçaklarıyla birlikte İran’ın askeri tesislerini bombalamaya kadar vardı.


Dahası İsrail, Suriye hatta Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesinde etkin bir taraf olarak hareket eder duruma da geldi. Kısacası Suriye iç savaşı boyunca sadece Suriye’de değil tüm Ortadoğu’da çok önemli bir mevzi kazanan Rusya ve İran, Esad rejiminin devrilmesi ve HTŞ’nin Şam’da yönetimi ele geçirmesiyle bölgede büyük bir mevzi kaybına uğrarken ABD, bölgeyi yeniden dizayn eden güç haline geldi. Ama burada daha da önemlisi ABD İsrail’i de bölgenin yeniden dizayn edilmesinde etkin bir ülke haline de getirdi. Dolayısıyla artık sadece Gazze’de Filistinlilere zulmeden, Lübnan’a askeri operasyonlar düzenleyen bir İsrail değil Suriye’nin yeniden dizaynı başta olmak üzere bölgenin başlıca sorunlarında söz söyleyen ve sözünün arkasında da ABD’nin de olduğu bir İsrail var.


Gelinen yerde şunu söyleyebiliriz ki ABD, özellikle de Trump, Türkiye ve İsrail’i bir araya getirip bölgede askeri işleri onlara havale etmeyi amaçlayan bir planı devreye sokmak istemektedir. Özellikle son günlerde bunu açıkça ifade eden Trump, Netanyahu’yu bu plana iknada hayli yol aldığı anlaşılmaktadır.


2025, 2026’ya çok önemli sorunlar devretti

2025 yılı ülkemizde de 2026’ya ekonomi ve siyasette çok önemli gelişmeler devretti.


Bunlardan bincisi, 2024’ün 31 Mart’ında yapılan yerel seçimde beklemediği bir hezimete uğrayan Erdoğan ve partisi, yerel seçimde aldığı ağır travmadan kurtulma girişimlerinden sonra harekete geçti. Amaç yerel seçimde zafer kazanan ve ülkenin birinci partisi ve ilk seçimde iktidar olabilecek CHP’nin halk indinde iktidara alternatif olamayacak biçiminde hırpalanarak, tek adam yönetiminin sürgit iktidarda olacağı bir siyasi sistemi oluşturmaktı.


Hedef olarak da AKP’nin yenilgiyi ilk tattığı İBB’den başlandı.


Operasyon İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploması iptal edildikten sonra kendisi ve çok sayıda ilçe belediye başkanı, belediye yöneticisi ve bürokratı göz altına alındı, pek çoğu tutuklandı. Bunlara diğer bazı illerde de gözaltılar ve tutuklamalar ile CHP’ye yönelik “mutlak butlan” amaçlı davalar eklendi.


Ancak İBB merkezli operasyonların iktidarın beklediği yaratmadığı yıpratmadığı tersine bu saldırıların CHP’yi daha da birleştirip güçlendirdiği geçen 9-10 ay içinde açıkça görüldü. Bu yüzden de iktidarın bu noktada durmayacağı, tersine 2026’da da bu baskıların daha da çeşitlendirilip artırılacağı anlaşılıyor.


2025’in 2026’ya devrettiği önemli gündemlerden ikicisi ise Kürt sorununun çözümüyle bağlantılı olan süreçle ilgili gelişmeler oldu.


Yılını sonunda biteceği söylenen iktidar “terörsüz Türkiye” süreci dese de “Kürt sorunu çözümü” süreci olarak gündemde olan “Milli Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu”nun çalışması iki ay daha uzatıldı.


Öte yandan SDG’nin Suriye yönetimine entegre olmasına ilişkin baskıların artırılması olarak sürerken iç politikada iktidarın sürecin ilerlemesi için kendi üstüne düşenleri yapmaktan imtina ettiği, “Ya bizim isteğimizi yaparsınız ya da biz gereğini yaparız” dayatmalarıyla sınırlı tutumu da 2026’ya devredilmiş bulunmaktadır.


2025 yılı iktidarın enflasyonla mücadele adına “ücret ve maaşların yüksekliği sebep enflasyon netice” safsatasını esas alan enflasyona karşı mücadele programı, işçi sınıfı ve tüm emekçi sınıfları görülmemiş biçimde yoksullaştırıldığı bir yıl oldu.


Nitekim;


-           Yıl içinde imzalanan TÜPRAŞ, kamu işçileri, kamu emekçileri sözleşmelerinde ücret ve öteki taleplerde yapılan artışlar işçi ve emekçilerin taleplerinin yarısını bile karşılamadı.


-           2025’in son haftasında 2026 yılı asgari ücretinin 28 bin 75 lira 50 kuruş olacağı ilan edildi.


-           2025’in eylül ayında başlayan, 150 binden fazla metal işçisini kapsayan metal iş kolundaki TİS görümlerinde patron sendikası MESS’in teklifi; işçi sendikalarına ilk 6 ay için ücretlere yüzde 10 artış, 3 yıllık sözleşme biçiminde oldu.


Kısacası 2025 dünyada ve ülkede çok önemli sorunlar gündeme geldi ama bu sorunlar çözülmek yerine daha da büyütülerek 2026’ya devretti.


 Tüm halklarımızın yeni yılı kutlu olsun!

Gazetelerin her gün, hatta gün içinde bile bazen birkaç kez manşet değiştirmek zorunda kaldıkları ülkede yıl içinde çok önemli yeni bir gelişme olmadıkça 2026’nın bu üç gündem etrafındaki gelişmeler tarafından belirleneceğini söylemek abartı olmaz.


Bu yüzden de 2026 yılı;


-           Ülkemizin demokrasi güçleri ve emek güçleri tek adam rejimi ve arkasındaki sermaye güçlerine karşı birer birer işletmelerde, iş kollarında olduğu gibi ülke sathında ortak bir mücadeleyi de içeren mücadele vermekle karşı karşıya olacaklardır.


-           İşçisiyle, emekçisiyle, emeklileriyle tüm emekçiler bir yandan daha iyi yaşama ve çalışma koşulları için mücadele verirken bir yandan da bu talepleri elde etme mücadelelerinde karşısında yer alan siyasi partilerle de yüzleşerek, siyasi bakımdan da bir tutum almakla karşı karşıya kalacaklardır.


-           Hem işçi sınıfı ve emekçilerin birliğini sağlamak ve hem de sermayeye karşı mücadele birliği açısından işçi sınıfı enternasyonalizmi merkezli bir anlayışla Kürt sorununu da gündeme alıp sorunun demokratik çözümü konusunda da bir tutum almak durumunda kalacaklardır.


-           Burada önlerindeki en önemli engellerin birisinin de sendika bürokrasisinin olduğu gerçeğiyle de yüzleşmek durumunda olacaklardır.


2025 yılında da ülkemizin siyasi iklimindeki değişimin 2026 yılında bu değişimin daha derin ve daha geniş kesimleri etkilemesini kolaylaştıracağı dikkate alındığında 2026’nın emek, barış ve özgürlük mücadelesinin yılı olması dileği ile tüm halkımızın yeni yılını kutluyorum.


No comments:

Post a Comment